Sitemize Hoşgeldiniz. (GirişKayıt Ol)

! Forum'dan Yararlanmak İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. !

Üye Olmak İçin TIKLAYIN

Not: Siteye Üye olduktan sonra size gelen maille Üyeliğinizi aktifleştirmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde mesaj gönderemezsiniz.




Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Polİsİye Edebİyatin Yenİ ÜrÜnlerİ
17-10-2007, 13:57:33
Mesaj: #1
Polİsİye Edebİyatin Yenİ ÜrÜnlerİ
POLİSİYE EDEBİYATIN YENİ ÜRÜNLERİ

A. ÖMER TÜRKEŞ ve AKSU BORA



Bir tür 'tirildeme' romanı

Ürpertici gerilimin parlak isimlerinden Tami Hoag'ın, Stephen King'i çokça andıran popüler bir polisiyesi 'Gece Günahları'. Neredeyse suçun ne demek olduğunun unutulduğu, huzur içinde uyuklayan kendi halinde bir Minnesota kasabası, yaşanabilecek en korkunç karabasanla yüzleşiyor. Bir TV filmi gibi 'tirildetiyor' ve akıp gidiyor.

Gece Günahları Tami Hoag, Türkçesi: Mehmet Harmancı, Oğlak Yay., (Maceraperest Kitaplar), İst. 1999, 615 s., ISBN 975-329-193-0

'Gece Günahları', bir Stephen King romanıymışçasına başlıyor, yani Sadık Yemni'nin çok iyi bulduğu isimle, bir 'tirildeme' romanı gibi; sıradan bir gün, sıradan kişiler, genellikle olduğu üzere, çocuklar... Görsel bir anlatım, insanın yüreğini ağzına getiren tekrarlar ve kısa cümleler: 'Josh yalnızdı' türünden.

Kitap bir polisiye roman (daha doğrusu sanki bir TV filmi) olarak tasarlanmış gibi görünüyor, ama bildiğimiz (ve sevdiğimiz) polisiyelerden farklılıkları da var. Herşeyden önce, Stephen King hayranlarının pek iyi bildiği o 'günah' fikri. Polisiyelerin günahla pek bir işleri yoktur oysa. Çözülmesi gereken bir düğüm vardır, ipuçları, simetriler, nedenselik zincirleri filan. Okur kendini detektifin yerine koyup ipuçlarını izlerken de cezalandırmadan çok bir oyun duygusu yaşar. Oysa 'tirildeme romanlarının' esas teması, günah ve cezadır. İhanet, yalan, kibir, masumiyetin yokedilişi... Günahların cezası genellikle âdil dağıtılmaz; kocasını aldatan kadının çocuğu, bir arabada sıcaktan kavrularak ölür meselâ. Dolayısıyla herşey çok ciddidir. Ölümcül bir ciddiyet.

Ancak kitap klişelerle tıkabasa öyle dolu ki, oyun hazzından geçtim, insan şöyle keyfince tirildeyemiyor bile. Haçlarını sırtlarında taşımak zorunda kalan esas oğlanla esas kız (birinin babasıyla sorunları, diğerinin karısıyla küçük oğlunun ölümü nedeniyle duyduğu suçluluk), şişman, sert ve sevecen siyah sekreter (adeta Scarlet O'Hara'nın Felicita'sı!), ansiklopedilerde masumiyet maddesine fotoğrafı konabilecek türden bir çocuk olan kurban Josh, doksanların süper kadını mutsuz Hannah... saymakla bitecek gibi değil.

Kitabın çevirisi de epey aceleye gelmiş gibi görünüyor -yoksa Mehmet Harmancı herhalde 'ağız kokusu dinlemek' diye bir deyim olmadığını biliyordur, ya da 'graceful'un Türkçe'de kullanılmadığını... Çok vaktiniz varsa, meselâ gece evde yalnızken televizyon seyretmek yerine okuyabileceğiniz bir roman; benzer bir tat bırakıyor, ama hiç değilse araya reklâm girmiyor!

Bir dipnot: açık mutfak adeti yayılıyor

Sosyal bilimlerde epeydir böyle bir tartışma var, bir yazı yazmaya 'ben kimim, politik ve sosyal konumum tam olarak nedir, ne yaptım, niye ve nasıl yaptım' meselelerini anlatarak başlamanız gerektiği söyleniyor. Madem bilim tarafsız değilmiş, o zaman hangi taraftan olduğumuzu bir bir açıklayıp ruhumuzu kurtaralım diye. Metinler içinde debelenmek yerine biraz açık havaya çıkıp saha çalışması filan yapmak da sizi kurtarmıyor, o zaman da yine 'ben ne yaptım, kimle konuştum, o bana ne dedi, ben ne hissettim' filan gibi şeyler yazıyorsunuz. Bu iş belli ki sosyal bilimler alanını aşmış, polisiyelere de sirayet etmiş. Kitapların başında yarımşar sayfalık teşekkürler var: Avukatlara, polislere, tapu müdürlüğü görevlilerine... Conan Doyle'un yerel polis teşkilatından kıytırık bir şube müdürüne teşekkür ettiğini hayal edebiliyor musunuz? Ya da meselâ 'Londra Hastanesi kimyagerlerinden Karen Horney'e barbutrat türevlerinin kullanımı konusunda verdiği bilgilerden ötürü teşekkür ederim' filan gibi bir şeyler dediğini? Utanç verici!

Fakat bu açık mutfak adeti, bugünkü polisiyenin eski İngiliz tarzı polisiyelerden farkına da işaret ediyor: gri hücreler işi çözmek için yetmez, mıncık mıncık çalışacaksın, ona buna sorup bilgi alacaksın, ter dökeceksin. Buna mukabil, polisiye okurluğu da değişti. Artık detektifin önüne geçme şansımız yok gibi. O bir şeyler öğrenecek, bize aktaracak ki yol alabilelim. Tıpkı detektifler gibi, biz de gri hücrelerle fazla ilerleyemiyoruz artık.

İnsan bazen özlüyor ama akıl yürütmenin, ukalalığın tadını; ne yalan söyleyeyim!
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


Foruma Git:

Her Hakkı Saklıdır HilalTurk.CoM © 2006-2008 | Powered by MyBB Copyright © 2002-2008 MyBB Group
Türkçe Çeviri MyBB