Sitemize Hoşgeldiniz. (GirişKayıt Ol)

! Forum'dan Yararlanmak İçin Üye Olmanız Gerekmektedir. !

Üye Olmak İçin TIKLAYIN

Not: Siteye Üye olduktan sonra size gelen maille Üyeliğinizi aktifleştirmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde mesaj gönderemezsiniz.




Mesaj Önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 0 Oy - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Atatürk ün Kültür Dünyası
16-08-2007, 00:10:49
Mesaj: #1
Ata3 Atatürk ün Kültür Dünyası
[Resim: 101487ie8.jpg]
Konfiçyüz şöyle demişti; "ve Tanrı şöyle buyurmuştur: Bir halkı, onu güzel örnekler vererek yöneten kişi, kutup yıldızıdır. Kendisi hiç kımıldamadan yerinde durur ve bütün öbür yıldızlar onun çevresinde döner."

İskoçyalı yazar Karlayl (Cariyle: 1795-1881), "Kahramanlar ve Kahramanların Mezhebi" adlı eserinde:

"— Dâhileri hiç bir hesap ve ölçü içinde inceleyemezslniz. Çünkü onlar sizi kendi ölçü ve hesaplarının nuriyle aydınlatırlar." der.

Bu sözlere en güzel örnek ATATÜRK'tür. Ve yine Alman Profesörü Dr. Herbert Melzig'te Atatürk için şu fikrini ileri sürer:


"— Cihan tarihini araştıracak olursak, sözü İle işi birbirine, O'nunki kadar uyan hiç bir Devlet Adamı bulamayız."

Atatürk'ün şahsiyetini ve kültür yapısını oluşturan, onu askerlikte ve idarede, diğer insanlardan ayırıp yükselten sâdece azimkar, cesur ve metin bir kumandan olması değil, içinde yanıp tutışan san'at, edebiyat ve kültür ideâlidir:


"Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. MIHI kültürün her çığırda açılarak yükselmesini Türk milletinin temel direği olarık kabul edeceğiz."

diyen ATATÜRK, daha 1920 lerde, "îsta ülkenizi kurtardınız, şimdi ne yapmak İstersiniz?." sorusuna:


"— Kültür Bakanı olarak ulusal kültürü yükseltmeğe çalışmak en büyük emelimdir."

karşılığını vermişti.

Atatürk, hayatı boyunca kitaplarla yakından ilgilenmiş ve sükûnetli zamanlarının boşluğunu daima tarihi ve edebi eserler okumakla doldurmuştur.

Atatürk, kuvvetli ve yanılmaz bir hafızaya sahipti. O, konuşma zevki ve merakiyle düşüncelerini kolayca toparlayan büyük bir hatip ve Türkçeyi çok iyi kullanan bir kalm sahibi idi. Türkiye Cumhuriyetinde gerçek milliyetçilik ve Türkçülük imânı ile yoğurulmuş, muhteşem bir (Atatürk Edebiyatı) vardır. Sayın Necip Mirkelâmoğlu'nun dediği gibi. "Allah Atatürk'e başka her kabiliyeti vermiş olsaydı da, o hitabet ve edebiyat kudretini esirgemiş bulunsaydı, iddiaya cür'et ediyorum ki Atatürk yapmış olduklarının hepsini yapamaz, doğumundan yua yıl sonra da bu kadar canlı ve diri olarak bir milletin hayatın hâkim bulunamazdı."

Atatürk'te şiir ve edebiyat sevgisini ilk uyandıran, 88 yıl önce, (1895)'te Manastır Askeri idadisinde tanıştığı sınıf arkadaşı ÖMER NACt olmuştur.Atatürk'e Namık Kemal'i tanıtan ve onun Namık Kemal yolunda bir hürriyet savaşçısı olarak yetişmesini sağlayan Ömer Naci'dir.29 Temmuz 1916'da henüz 38 yaşında ölen Ömer Naci, örnek bir vatansever ve Türkçü İdi, Ziya Gökalp onun için, "Milletin şahlanmış İmânıydı O.." demişti.

Atatürk'ün sınıf arkadaşı Orgeneral Asım Gündür, okulda iken Mustafa Kemal'in Fransızçasını İlerletmek İçin bir yabancı hanımdan ders aldığını. Paris'teki hürriyet savaşçılarının gazeteleri İle Fransızca gazeteleri getirterek kapalı bir odada okuduklarını, Namık Kemâl'in "Vaveyla" ve "Vatan Kasidesi" şiirlerini ondan öğrendiğini söylemiştir. Yine Atatürk'ün sınıf arkadaşı Orgeneral Ali Fuad Cebesoy da bir hâtırasında şunları anlatmıştı:

"— Büyük vatan şairi Namık Kemal'i, okul idaresinin aldığı bütün tedbirlere rağmen yatakhanede gizil gizil okuduğumuzu nasıl unutabilirim. Mustafa Kemal'in bir gece yarısı yanıma gelerek, Namık Kemâl'in "Vatan Kasîdesi"nin teksir edilmiş bir nüshasını "Fuat kardeşim, bunu ezberleyelim!." diye bana verirken yavaş bir sesle, fakat büyük bir heyecanla okuduğu:


"Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin,
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten!." mısralarını nasıl unutabilirim."

Mütâreke'de fevkalâde komiser olarak Türkiye'de bulunan ve sonraları İtalya Hâriciye Nâzın elan Kont Sforza, Sunday Taymis gazetesinde yayınlandığı "Atatürk'ün Muvaffakiyetinin Sırrı" başlıklı bir makalesinde şunları yazmıştı:


"— Mustafa Kemal'le yaptığım konuşmalar sonunda, kendisinde Türk milletinin hâl ve İstikbâlini güvence altına almak hususunda müthiş fikirler sezdim ve ona sordum:
"— Bu fikirlerinizin kaynağı kimdir?.."
Mustafa Kemâl şu cevabı verdi:
"— Etimin ve sinirimin babası Ali Rıza efendidir. Hisleri-min babası Namık Kemâl, fikirlerimin babası Ziya Gökalp'tir."

61 yıl önce, 1922'de Atatürk, edebiyatla İlgilenmeğe nasıl başladığını ünlü gazeteci Ahmet Emin Yalman'a şöyle anlatmıştı:


"— O zamana kadar edebiyatla çok temasım yoktu. Merhum Ömer Naci, Bursa idadisinden kovulmuş, bizim sınıfa gelmisti. Daha o zaman şairdi. Benden okuyacak kitap istedi. Bütün kitaplarımı gösterdim; hiç birini beğenmedi. Bir arkadaşımın kitaplarımdan hiç birini beğenmemesi, gücüme gitti. Şiir ve edebiyat diye bir şey olduğuna o zaman muttali oldum. Ona çalışmaya başladım.
Şiir bana câzib göründü. Fakat kitabet hocası diye yeni gelen bir zat (Alay Emini Mehmet Asım Efendi) beni şiirle uğraşmaktan menetti. "Bu tarz-ı iştigal seni askerlikten uzaklaştırır." dedi. Maahazâ güzel yazmak hevesi baki kaldı. İdadide iken muannidâne bir surette çalışıyorduk. Birinci, ikinci olmak için hepimizde şiddetli bir gayret vardı. Nihayet idadiyi bitirdim. Birinci sınıfta saf gençlik hayallerine tutuldum. Dersleri ihmâl ettim. Senenin nasıl geçtiğinin hiç farkında olmadım Ancak dersler kesilince kitaplara sarıldım. İkinci sınıfa geçtikten sonra askerlik derslerine merak sardırdım. Şiir hakkında idadi hacasının vazettiği, yasağı unutmuyordum. Fakat güzel söylemek ve yazmak hevesi baki idi. Teneffüs zamanlarında hitabet tâlimleri yapıyorduk. Saati ellerimize alıyor, "bu kadar dakika sen, bu kadar dakika ben söyleyeceğim, diye müsabaka ve münakaşalar tertip ediyorduk."

Aka Gündüz de şöyle bir anısını anlatır:



"— Atatürk daha çocukluğundanberi mektepte birinci çıkarmış. Bir gün sevdiği arkadaşları demişler ki:
— Canım Kemâl, ne olur, bir defa da ikinci ol!"
Hemen gülümseyerek şu cevabı vermiş:
"— Peki, eğer benim önüme bir başka birinci çıkmazsa, ben ikinciliği kabul ederim. Fakat çıkarsa ben gene birinciyim."

Atatürk, duyarlı yüreğinde hak ve millet sevgisini uyandıran, "fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür" şair Tevfik Fikret'i de çok sevmiş ve onun tesiri altında kalarak şiirler yazmıştır. Fikret'in "Hak bellediğin bir yola yalnız gideceksin!" ve "Haksızlık eden başları bir gün koparırlar." gibi öğütleri, Atatürk'ün hayatında özgürlük ve bağımsızlık simgesi olmuştur.

Atatürk, Fikret'in "Ferda, Sis, Rücû, Doksan Beşe Doğru, Hân-ı Yağma, Millet Şarkısı" şiirlerini ezberden okur, her fırsatta bu şiirleri hak, özgürlük ve vatanseverlik dersi olarak aydın gençlere açıklamağı severdi.

Atatürk, bir gün Abdülhak Hâmid'e:


" —Zât-ı âlinizin şairane dehâsı fevkalâdedir. Ne yazık ki bunu Türklüğün büyüklüğü ve Türk kahramanlarını anmak uğrunda kullanmadınız."

demiş, ancak yetiştiği devrin Türkün ne olduğunu bilmediği için mazur sayılabileceğini söyleyerek gönlünü almıştı. Abdülhak Hâmit, vatan uruklarının karardığı günlerde, yol gösteren bir yıldızın doğacağını önceden "Validem" adlı eserinde söylemişti:


"Onu mahir ve muktedir bir el, Döndürür iktizâ-yı hâle göre.."

Abdülhak Hâmit, Atatürk'ün meclislerinden hoşlanır ve "Millet meclisinin tenkidsiz celselerinde bulunmaktansa, Atatürk'ün her şey konuşulan sofralarını tercih ederim." demişti.

Atatürk, Yahya Kemal'i de sever, şiirlerini bilhassa kendi sesinden dinlemek isterdi. Yahya Kemal 60 yıl önce "ileri" gazetesindeki bir yazısında:


"Mustafa Kemal paşanın simasını hatırlayacak olan her Türkün, onu Abdülhak Hâmid'in bu mısrasındaki çerçeve İçinde göreceğini söylemişti:

"Akardı pâyine mahşer misâl bir millet!."

Yahya Kemal, bir gün İstanbul meclisinde parti kavgaları olurken kızmış:
"— Ben ne o fırkadanım, ne bu fırkadanım. Ben Mustafa Kemâl'in dalkavuklarındanım!." demişti.

Atatürk, bir gün İstanbul Polis Müdürü Salih Kılıc'ı çağırtır:
— "Bana Yahya Kemâl'i bulun!", der. Bulamazlar. Bunun üzerine Atatürk, Salih Kılıc'a şöyle çıkışır:


"— Sen, der benim dostlarımı bulmaktan âcizsin, benim düşmanlarımı nasıl bulursun?.."

Üstâd Ahmet Rasim bey, bir gün Ankara'da, Anafartalar'da dolaşırken ismail Müştak Mayakon'a raslar. İsmail Müştak:
—"Aman efendim", demiş. "Siz buralardasınız, nasılsınız?"Ankara'da bir emriniz mi var?.
Ahmet Rasim:
—"Fırınlarda ekmeklerin dört köşe değil de, yuvarlak ya pılması yüzünden buralara kadar geldim işte der."
Bu sözden bir mâna çıkaramayan ismail Müştak Beye Ahmet Rasim bey şöyle açıklamada bulunur:

—Bir ekmek alayım, dedim fırından, elimden düşüp yuvarlanmaya başladı. Bu tekerleğin arkasından ben de Ankara'ya kadar koştum. Şaşkın şaşkın onu arıyorum şimdi.

O akşam Çankaya'da bu konuşulanları ismail Müştak, Atatürk'e anlatınca:
—Yarım yüzyıl Türk kültürüne hizmet eden bir yoksul zat, sana Ankara'da ekmek aradığını söylediği halde, sen neden yardım etmedin? dedi.

O gece Ankara'nın bütün otelleri aranarak Ahmet Rasim Bey bulundu ve Çankaya'dan gönderilen bir araba ile Atatürk'ün huzuruna getirildi. Atatürk, Ahmet Rasim'i ayağa kalkarak karşıladı ve masada yanına oturttu. Biraz sonra ona şu teklifte bulundu:



"— Boş bulunan istanbul Milletvekilliğini lütfen kabul eder misiniz?.."


Ayağa kalkan Ahmet Rasim. Atatürk'ün elini öptü ve:"— Şimdi anladım, ekmek gerçekten arslanm ağzında imiş!" dedi.

12 Eylül 1980 Harekâtı olmasaydı, çıkarcı politikacılarımız, "Bizim namusumuz, haysiyetimiz, mazi borcumuz ve İstikbâlimiz" olan Atatürk'ü bize unutturmağa yelteniyorlardı. Daha 1970 yılında, Şair Fâzıl Hüsnü Dağlarca 10 Kasım Dörtlüğünde bu gerçeği açıklamıştı:



"Sen bir kere öldün ATATÜRK
Bayrağın yücelerde
Ben her gün ölüyorum
Bayrağım cücelerde.."


Hayatı boyunca modern ve medenî Türk devletinin kurulması için çalışan Atatürk dünya durdukça Türk milletinin kalbinde bir iman olarak yaşayacak ve asil Türk gençliğine ebedi bir rehper olacaktır.

Atatürk'ün hiç bir zaman unutmayacağımız direktifiyle sözümü bitiriyorum:



"Milletimizin yüksek karakterini, yorulmaz çalışkanlığını, fıtri zekâsını, ilme bağlılığını, güzel sanatlar sevgisini, milli birlik duygusunu mütemadiyen ve her türlü vâsıta ve tedbirlerle besliyerek inkişaf ettirmek MÎLLÎ ÜLKÜ'müzdür."




Hilmi Yücebaş
Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul
Bu mesajı bir cevapta alıntı yap
Mesaj Önizleme  Konuyu Gönder 


Benzer Konular...
Konu: Yazar Cevaplar: Gösterim: Son Mesaj
  Atatürk Bozkurttur...! V.M.B.H 7 92 02-11-2008 15:20:51
Son Mesaj: belinay
  ATATÜRK - Amerika Milletine Sesleniyor Dinçer 2 137 30-03-2008 03:12:13
Son Mesaj: 46MARAŞLI
  Atatürk 46 Asiyi Diyarbakır Meydanında Astırdı. GRİKURT 2 103 02-03-2008 23:15:32
Son Mesaj: GRİKURT
  Atatürk e Verilen İlginç Hediye GRİKURT 4 130 13-02-2008 22:30:58
Son Mesaj: GRİKURT
  Albert Einstein in Atatürk e Yazdığı Mektup GRİKURT 2 112 13-02-2008 22:26:09
Son Mesaj: GRİKURT

Foruma Git:

Her Hakkı Saklıdır HilalTurk.CoM © 2006-2008 | Powered by MyBB Copyright © 2002-2008 MyBB Group
Türkçe Çeviri MyBB