|
Antiocheia Antik Kenti (Isparta)
|
|
08-04-2008, 07:24:07
Mesaj: #1
|
|||
|
|||
|
Antiocheia Antik Kenti (Isparta)
Coğrafi Konum
Antiokheia, Akdeniz, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği Göller Yöresi�nde, Isparta iline bağlı Yalvaç ilçesinin yaklaşık 1 km. kuzeydoğusunda bulunmaktadır. En yüksek noktasında 1236 m.ye ulaşan bir tepenin üzerine kurulu kentin kuzeyinde, güneybatı yönünde Gelendost ilçesini geçerek Eğirdir Gölü�ne ulaşan Anthius nehri akmaktadır. Kentin kurulu olduğu arazi doğuda Sultan Dağları, kuzeyde Karakuş Dağı, güneydoğuda Kızıl Dağ, güneybatıda Kirişli Dağ ve Eğirdir Gölü�nün kuzey sahiliyle çevrilidir . Kent Çevresinde Bulunan Prehistorik ve Protohistorik Yerleşimler Yalvaç�da yapılan tarih öncesi araştırmalar sonucunda birçok yerleşim yeri tespit edilmiştir. Bununla birlikte Geç Neolitik�ten daha eskiye inen bir yerleşim yer henüz bulunamamıştır. Göller bölgesi�nin iç kesiminde, Isparta Ovası�nda Üst Paleolitik Çağa kadar inen yerleşme yerlerinin tespit edilmiş olmasına rağmen, Yalvaç çevresinde bugüne kadar yapılan araştırmalarda Geç Neolitik safhadan daha eskiye giden bir yerleşime rastlanamamıştır .Teknepınar ve Kuyucak Neolitik Döneme, Yarıkkaya ve Kayadibi Kalkolitik Döneme, TAY verilerine göre ise; Ağap(Korukaya), Yağcılar, Höyüklü, Akçaşar, Tokmacık, Değirmen Höyük (Mısırlı) Hoyranovası, Terziler, Sücüllü, Ağıl, Kurusarı, Göynücek(Eyüpler), Altınoluk(Tokmacık), Sükseğen(Kırkbaş), Dörtyol(Bağkonak) Ayvalı, Çamharman, Dedeçam-Kırkkuyusu, Kozluçay-Samılca, Çayköprü(Gökçeali), Samılca, Höyüklü, Hoyranovası, Terziler, Çay köprü, Ören Höyük 1 ise İlk Tunç Çağına tarihlenmektedir. Tarihçe Hellenistik Dönem Büyük İskender�in ölümünden sonra Anadolu topraklarını paylaşım kavgasına giren generalleri arasındaki uzun süren savaşlar sonucunda, Pisidia bölgesi Seleukid Hanedanı kurucusu I. Seleukos Nikator�un eline geçmiştir. I. Seleukos bölgedeki yerli halk üzerinde egemenliği sağlamlaştırma düşüncesiyle, stratejik öneme sahip yerlerde 60 kadar şehir kurdurmuştur. Bu şehirlerden 16 tanesi, Seleukos�un babası Antiokhos�un adıyla anılmaktadır ki, Pisidia�daki Antiokheia da bunlardan birisidir . Roma Dönemi Romalılar, M.Ö. 188 yılında Apameia (Dinar)�da imzalanan bir antlaşmayla III. Antiokhos�dan aldıkları Pisidia topraklarını müttefikleri olan Bergama Krallığı�na bırakmışlardır ve böylece güçlenmiş olan Bergama Krallığı bölgede egemen olmuştur . M.Ö. 133 yılında ölen son Bergama Kralı III. Attalos�un bıraktığı bir vasiyetnameyle de, Bergama Krallığı�nın egemenliği altındaki tüm topraklar ile birlikte Pisidia da Roma egemenliğine girmiştir. Anadolu topraklarının Asia Eyaleti olarak Roma egemenliğine girmesine karşın, Pisidia bölgesi Roma�nın müttefiki Kappadokia Krallığı�na verilmiştir. Bölgenin coğrafi ve stratejik yapısı kontrolü güçleştirdiğinden, sürekli bir barış sağlanamamıştır. Bu kez de, Konya - Antalya arasında Toros Dağları�nın ulaşılmaz bölgelerinde yerleşmiş olan Homanadlar Roma�ya sürekli sorun çıkarmışlardır. Pisidia�yı Pamphilya�ya bağlayan yolları korumak zorunda olan Marcus Antonius, müttefik Pisidia Kralı Amyntas�ı Homanadlarla mücadeleyle görevlendirmiş, Amyntas Roma adına girdiği mücadelede Homanadlar tarafından öldürülmüştür . P. Sulpicius Quirinus�un başarısıyla M.S. 3 yılında Homanadları tarihten kesin olarak silmeyi başarmıştır. Augustus döneminde (M.Ö. 27 - M.S. 24) Antiokheia�ya Caesareia ünvanı verilmiş ve Ius Italicum = Serbest Şehir olma hakkı tanınmıştır . David Maggie, şehrin almış olduğu Caesareia ismini, Amyntas�ın, efendisi Augustus�un onuruna verdiğini ve öldükten sonrada bu ismin korunduğunu belirtmiştir . Daha sonra kent Colonia Caesareia adıyla, hakim olduğu Pisidia bölgesinde başkent konumuna yükselen önemli bir Roma kolonisi haline gelmiştir . Eserini Milat�ın ilk yıllarında tamamlayan Strabon Antiokheia�yı anlatırken, Antiokheia�nın Phrygia�nın Paroreia bölgesinde bulunduğunu, kentte bir Roma kolonisinin oturmakta olduğunu söylemekte, ancak kentin zamanında Menderes Magnesiası�ndan gelen Magnetlerce iskan edilmiş olduğunu da eklemektedir . Hellenistik dönemde kurulan koloni kentlerinde görülen Hellenize etme çabaları Roma döneminde Latinize etme çabalarına dönüşmüştür ve bunun en iyi uygulandığı yerlerden biri Antiokheia olmuştur . Buraya, Roma ordusunun çoğu Latinlerden oluşan, Gallica V ve VII adlı iki lejyonun veteranları yerleştirilmiştir. Böylece, bütün Roma koloni şehirlerinde olduğu gibi, Antiocheia�da bir minyatür Roma görünümü almıştı . Gerçektende kent, imarı sırasında vicus adı verilen ve aynı Roma kentinde olduğu gibi yedi tepe üzerine kurulmuş, yedi mahalleye bölünmüştür. M.S. 3. yüzyıl sonlarına dek resmi dil Latince�dir. Toprağın verimliliği, Roma�nın getirdiği barışla kolonist olarak yerleşen veteranlarla yerli halkın kaynaşmasını kolaylaştırmıştır . Bu bağlamdaki bir başka önemli kanıt, İmparator Augustus�un soylu eylemlerini anlattığı ünlü yazıt Res Gestae Divi Augusti�nin bilinen üç kopyasından biri olan ve Monumentum Antiochenum olarak bilinen kopyanın, Antiokheia�da Augustus Tapınağı önünde bulunmasıdır. Orijinali İmparator Augustus�un Roma�daki mozolesi önünde sergilenmek üzere bronza yazılan ve zamanla yitmiş olan bu önemli belgenin özellikle Latince olarak burada bulunması, askeri bir üs ve ileri karakol olarak kente verilen önemin belirtisidir. Diğer iki metinden Latince olanı Ankara�da Augustus Tapınağı duvarındadır; Grekçe olanı ise Apollonia-Uluborlu�da bulunmuştur ve Monumentum Antiochenum ile birlikte Yalvaç Müzesi�nde sergilenmektedir. Erken Hıristiyanlık - Bizans Dönemi Antiokheia, çağımızın metropolleri gibi, başkentlik konumu yanında ekonomik, askeri ve dinsel faaliyetler nedeniyle döneminde birçok kültürün bir arada yaşadığı bir kent durumuna gelmiştir. Kentin önemini fark ederek Hıristiyanlığın temellerini burada atan Aziz Paulus�un üç yolculuğu bunun en iyi kanıtıdır . Phrygia ve Galatia bölgelerinde, buraya ilk ne zaman yerleştikleri kesin olarak bilinemeyen Yahudi toplulukları yaşamıştır. Bu topluluklar bölgede yaşayan pagan köylüler gibi, ulaşılamayan bir soyut tanrı inancına ve köy-kır yaşamının getirdiği dayanışmayla pekişen sıkı ahlak kurallarına bağlı topluluklar olmuşlar ve farklı inançların birlikteliğini kolaylaştırmışlardır. Hıristiyan öğretileri bölgede yayılırken de, Hypsistrianizm adı verilen bu inancın, yeni dinin kabullenilmesinde etkisi büyük olmuştur . İmparator Constantinus�un M.S. 311 yılında Hıristiyanlığı serbest bırakması ve ardından teşvik edici kanunlar çıkarması, Aziz Paulus�un tohumlarını yaklaşık 250 yıl önce atmış olduğu bu yeni dinin çok kısa bir sürede benimsenmesine neden olmuştur. Antiokheia artık büyük bir Hıristiyan kenti olarak, toplanan konsillerde kendine bağlı çevre kentlerin metropoliti sıfatıyla söz sahibidir ve M.S. IV. yüzyıl başlarında kurulan Hıristiyan Pisidia eyaletinin eyalet valisi ve piskoposlarına ev sahipliği yapmaya başlamıştır . M.S. VII. yüzyıl Arap akınlarının en yoğun olduğu dönem olmuştur ve Antiokheia�ya yapılan saldırıların en şiddetlisi Halife Velid döneminde, halifenin oğlu Abbas tarafından M.S. 713 yılında yapılanıdır. Büyük bir yıkım yaşayan Antiokheia bir daha toparlanamamış ve yüzlerce yıllık parlak geçmişine veda ederek karanlığa gömülmeye başlamıştır . Haçlı seferleri sırasında stratejik durumu nedeniyle Haçlılara da ev sahipliği yapan Antiokheia�nın tarihinde yeni bir halk M.S. XI . yüzyıldan itibaren görülmeye başlar . Selçuklu Türkleri, Bizans�ın otorite boşluğu olan bölgelerini hızla ele geçirirler ve İç Anadolu�da bir Anadolu Selçuklu Sultanlığı kurulur. Antiokheia, M.S. XII. yüzyıla dek, gelip geçen orduların konakladığı ve sürekli el değiştiren bir askeri üs konumundadır. Sonunda, Doğu Roma İmparatoru Manuel Komnenos ve Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan�ın orduları, yeri tam olarak saptanamayan ancak araştırmacıların çoğu tarafından Yalvaç yakınları olarak benimsenen Myriokephalon�da karşı karşıya gelirler ve savaşı Türkler kazanır . Anadolu�da bir çok yerleşim Hellenistik, Roma ve Bizans isimleri taşımalarına, hatta bazen efsanelerle beslenerek Türkçe�ye uydurulmalarına rağmen, Antiokheia�nın eski adının, örneğin Antakya olarak kullanılmayışı nedeni bilinmemektedir. Olasılıkla, Antiokheia ismi M.S. XII. yüzyılda tamamen unutulmuş olduğu ve yerli Hıristiyan halk bulunmadığı için, yeni kurulan yerleşim M.S. XIII . yüzyıl başında bölgede egemen olan Hamidoğulları Beyliği döneminden itibaren, peygamber, elçi, yol gösterici anlamına gelen �Yalvaç� adıyla anılmaya başlamıştır. Antiokheia Kentinin Yapıları Su Kemerleri Kent mimarisinin en önemli yapılarından birisi de su kemerleridir. Roma çağında, Antiocheia şehrinin gelişip büyümesi ile artan su ihtiyacını günümüzde su çıktı adı ile anılan kaynakdan alınarak kentin kuzey yönü boyunca uzanan; yaklaşık 10 km. uzunluktaki su yolu ile sağlanmaktadır. Arazinin topografik yapısına uyarak, yeleşme yerine uzanan su kemerleri, Nympaeon�da sona ermekte ve şehrin yaklaşık üçde ikisine su ihtiyacını karşılamaktaydı. Su kemerlerine ait kalıntılar yer yer ayakta durmaktadır. Ayakta duran kemerlerin yüksekliği, 5m.- 7m. arasında değişmektedir; mevcut uzunluğu ise, 250m.�yi bulmaktadır. Kemer ayakları, 2.10m. ölçülerinde ve 4m. yükseklikte olup dikdörtgen blok taşlarının harç kullanılmadan, örülmesi ile yapılmışlardır. Kemerlerin bindiği iki ayak arasındaki açıklık 4.70m.-3.80m. arasında değişmektedir. Ayakların oturduğu taban arazisinin durumuna göre bazı yerlerde kemerler üzerinde, bazı yerlerde ise 2-3m yükseliğindeki blok taşlardan yapılmış temeller üzerine oturmaktadır. Su kemerlerinin üst yapısı, tamamen tahrip olduğundan, kemerler üzerindeki suyun yol aldığı akaçları (Canalis) yapısı tam olarak bilinememektedir. Ancak ele geçen mimari parçalardan, su oluğu kesitinin 30 cm. çapında daire olduğu anlaşılmaktadır. Su kemerlerinin, kentin tarihsel gelişimene göre yapıldığı düşünülerek, M.S. I. yüzyıla tarihlendiği düşünülmektedir . Tiyatro Kent merkezine yakın bir tepenin üzerine inşa edilmiştir. Ancak günümüze kadar oldukça tahrip olmuş bir şekilde gelmiştir. M.S. 1833�te şehre gelen Arundell�in anlattıklarına göre tiyatronun oturma sıraları, yokolmuştur . Tiyatronun caveası yaklaşık 95m. uzunluğundandır. Arkadaki yuvarlak çevreleme yaklaşık 185m. gelmektedir. Kuzey yönündeki oturma kademeleri, tepenin yamacına oyulmak sureti ile doğal toprak eğimi üzerine oturmasına karşın, güney yöndeki oturma sıralarının tonoz ve kemerlerden oluşan bir alt yapı üzerinde yer aldığı görülmektedir . Öte yandan, kentin doğu-batı yönünde uzanan ana caddenin (Cardo Maximus), güney caveanın altında bulunan ve başka tiyatrolarda göremediğimiz tonozlu ve bir tünel içinden geçmesi oldukça dikkat çeken bir özelliktir. Roma döneminde genişletilmiş ve ana cadde tiyatro altında kalmıştır . Sahne binasının kalıntılarından dolayı, dikdörtgen bir plana sahip olduğu düşünülmektedir. Üzeri kalın bir moloz tabakası ile örtülü temel yapısı, çok fazla tahribata uğrmıştır. Ancak cephe mimarisinin bezemeli olduğu ve kabartmalı frizlerle donaltığı ele geçen mimari parçalardan anlaşılmaktadır. Tiyatronun kalıntılarına bakıldığında, varolan kalıntıların M.S. IV yüzyılın başlarına tarihlenmektedir . Augustus Tapınağı Tapınak kentin en yüksek yerindeki kutsal alan içerisinde ve İmparator Augustus�un ölümünden sonra onun adına ithafen inşaa edilmiştir. Yapının temeli, doğal kayanın kesilmesi ile oluşturulmuştur. 2.50m yüksekliğindeki bir podium üzerinde yer alan tapınağa, batı cephesinden on iki basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktaydı . Tapınağın kayaya oyulmuş temeline ait fotoğraflar Tapınağı, podyumu; 26m. X ve 15m. uzunluktadır. Yapı, dört sütunlu prostylos bir plana sahiptir. Pronaos anteleri, duvar şeklinde olmayıp iki yanda birer sütun bulunmaktadır. Pronasosta yer alan sütunlar, 1.20x1.20 m. ölçüsünde ve kare plinthoslar üzerinde trohilos ve torus kaidelerde düz arrisli ve birbirine uymayan tamburlardan meydana gelmiştir . Cella, 12m. x 10.10m. ölçülerinde ve kareye yakın bir şekildedir. Pronaos 7.70m uzunluğunda bir genişliğe sahiptir. Cella duvarlarının kalınlığı, 1.10m ile 0.7m. arasında değişmektedir . Arşitrav üzerinde yüksekliği 0.50m. , uzunluğu 10 m. olan ve girlandlar arasında yer alan bukranion kabartmalı bir friz bulunmaktadır. Alınlıkta, geison düz; sima ise, palmet motifler ile süslü, orta kısımda yumurta ve boncuk dizileri ile sınırlandırılmış epiphani bir pencere bulunmaktadır. Tepe akroterine kıvrımlar arasında Nike, yanlarda ise; acanthus yaprakları yüksek kabartma olarak işlenmiştir. Tapınağın Rekonstrüksiyonu (Tapınak günümüze kadar ulaşsaydı muhtemelen bu çizime benzer bir şekilde olacaktı.) Tapınağın arkasındaki galerinin planı Galerinin fotoğrafı Tapınağın arkasında, yarı daire şeklinde doğal kayaya oyularak meydana getirilmiş; iki katlı bir galeri bulunmaktaydı. Alt katta Dor, üst katta ise İon düzeninde sütunlar kullanılmıştır. Tapınak önünde 63m. x 85m. boyutlarında İmparator�un adı ile anılan bir alan bulunmaktadır. Alanın kuzey ve güney taraflarında yeralan, yaklaşık 5.m genişliğindeki sütunlu galerilerin ise bu gün kısmen temel izleri seçilebilmektedir. Yapının tarihlenmesine gelince gerek yazıtlardan gerek bezeme işçiliğinden elde edilen bulgular, yapım faaliyetlerinin Tiberius devrinden Cladius dönemine kadar uzanan bir zaman diliminde devam ettiğini göstermektedir . Sur Duvarları Antiokheia kenti, denizden yüksekliği 1235m. olan bir tepe üzerine kurulmuş ve şekil olarak kalbe benzeyen bir surla çevrilmiştir . Bugün tamamen görülen surların uzunluğu 2920m.�dir. İzlenemeyen kısmları ile birlikte surun tamamı yaklaşım 3000m.�yi bulmaktadır . Surların çevirdiği alan, 785m. x 990m. yani yaklaşık 47 hektardır. Şehir planı ve şehrin planında görülen surlar Batı suru ve yarım daire kuleleri Batı surunun altındaki tüneller Kent surlarının kalınlığına dikkat edildiğinde, arazi eğiminin çok olduğu yerlerde; sur kalınlığının ortalama 1.50m. diğer yerlerde ise 4.75m.-5.50m.�lere ulaştığı görülmektedir. Hellenistik devirde inşa edilen ilk surlar, Roma ve Bizans çağlarında genişletilmiştir . |
|||
|
« Önceki Konu | Sonraki Konu »
|
| Benzer Konular... | |||||
| Konu: | Yazar | Cevaplar: | Gösterim: | Son Mesaj | |
| Efes Antik Kent'i Ve Tarihi | Asena | 1 | 144 |
06-06-2008 14:33:25 Son Mesaj: ARZUHAL |
|
| Adana - Antik Kilikya'da: Anavarza Ören Yeri | Dinçer | 0 | 83 |
08-04-2008 07:37:03 Son Mesaj: Dinçer |
|
| Adada - Isparta | Dinçer | 0 | 112 |
07-04-2008 16:33:04 Son Mesaj: Dinçer |
|
Her Hakkı Saklıdır HilalTurk.CoM © 2006-2008 |
Powered by MyBB Copyright © 2002-2008 MyBB Group Türkçe Çeviri MyBB |



![[Resim: headeraa1.jpg]](http://img361.imageshack.us/img361/2701/headeraa1.jpg)
![[Resim: 46860.gif]](http://www.ahmetsafakyalnizkurt.net/logo/46860.gif)
![[Resim: araniyor1.gif]](http://www.ahmetsafak.biz/imaj/araniyor1.gif)



